Rehber

İlkokulda Okuma Yazma Öğrenme Süreci ve Aile Desteği

Askarf Pedagoji Ekibi··11 min read

Okuma yazma öğrenmek, bir çocuğun hayatındaki en dönüştürücü anlardan biridir. Harflerin bir anlam taşımayan şekiller olmaktan çıkıp kelimelere, kelimelerin cümlelere, cümlelerin hikâyelere dönüştüğü bu süreç, yalnızca akademik bir beceri değil, bağımsız bir birey olma yolunda atılan ilk büyük adımdır. Ama bu yolculuk her çocuk için aynı hızda ve aynı kolaylıkta ilerlemez. Kimi çocuk harflerle hemen dost olurken, kimi için bu tanışıklık daha fazla zaman, sabır ve doğru destek gerektirir.

Türkiye'de ilkokul birinci sınıf, okuma yazma öğreniminin resmî olarak başladığı yıldır. MEB müfredatına göre bu süreç, ses temelli okuma yazma öğretimi yöntemiyle yürütülür. Bu yöntem, önce seslerin (harflerin) tanıtılması, ardından bu seslerin birleştirilerek heceleri, hecelerin kelimeleri ve kelimelerin cümleleri oluşturması temeline dayanır. Bu yazıda, bu sürecin her aşamasını, ailelerin evde nasıl destek olabileceğini, karşılaşılabilecek güçlükleri ve bunların üstesinden gelme yöntemlerini adım adım inceleyeceğiz.

Okuma yazma öğrenimi yalnızca bir öğretmenin sınıfta yaptığı çalışmalarla tamamlanmaz. Bu süreç, evde aile desteğiyle güçlenir, pekişir ve kalıcı hâle gelir. Ailenin rolü, öğretmenin yerini almak değil, onun çalışmalarını evde desteklemek, çocuğa güven vermek ve öğrenmeyi günlük hayatın doğal bir parçası kılmaktır. Doğru yaklaşımla, bir veli çocuğunun okuma yazma yolculuğunda en değerli yardımcısı olabilir.

Ses Temelli Okuma Yazma Öğretimi: Temel İlkeler

Ses temelli okuma yazma öğretimi, 2005 yılından itibaren Türkiye'de uygulanan resmî yöntemdir. Bu yöntemin temel mantığı, okuma yazma öğrenimine bütün (cümle) yerine parçadan (ses) başlamaktır. Önce bir ses öğretilir, sonra bu sesin diğer seslerle birleşmesiyle heceler, hecelerin birleşmesiyle kelimeler ve nihayet cümleler oluşturulur. Bu yöntem, çocuğun sesleri ayırt etme ve birleştirme becerisini geliştirerek sağlam bir okuma temeli oluşturmayı hedefler.

Seslerin öğretim sırası, MEB tarafından belirlenmiş bir programa göre ilerler. Bu sıralama, seslerin çıkarılış kolaylığı, sıklığı ve birleştirme potansiyeli dikkate alınarak düzenlenmiştir. İlk olarak "e, l, a" gibi sık kullanılan ve diğer seslerle kolayca birleşebilen sesler öğretilir. Bu seslerle öğrenci hemen ilk hece ve kelimeleri oluşturmaya başlar, bu da erken bir başarı hissi sağlar ve motivasyonu yüksek tutar.

Ses Grupları

MEB müfredatında sesler, belirli gruplar halinde sıralanmıştır. Her grup, bir önceki grupla birleştirilerek yeni kelimeler oluşturulabilmesi için dikkatle seçilmiştir. İşte 1. sınıfta öğretilen ses grupları:

  1. 11. Grup: e, l, a, t İlk dört sesle "el", "at", "ala", "atla" gibi kelimeler oluşturulabilir. Bu erken kelime üretimi, çocuğun okuma yazmaya olan inancını pekiştirir.
  2. 22. Grup: i, n, o, r, m Bu seslerin eklenmesiyle "mine", "rol", "orman", "mine" gibi daha çeşitli kelimeler üretilir.
  3. 33. Grup: u, k, ü, y, s, d Üçüncü grupla birlikte öğrencinin kelime dağarcığı hızla genişler, "süt", "yol", "doktor", "küçük" gibi günlük hayatta sık kullanılan kelimeler okunabilir hâle gelir.
  4. 44. Grup: ö, b, ç, z, ş, g, c Bu grupla birlikte öğrenci, seslerin neredeyse tamamına hakim olur ve daha karmaşık kelime ve cümleleri okumaya başlar.
  5. 55. Grup: p, h, v, ğ, f, j Son grup sesler, diğerlerine göre daha az sıklıkla kullanılır. Bu seslerin öğrenilmesiyle birlikte okuma yazma sürecinin ses boyutu tamamlanır.

Her ses grubu yaklaşık 2-3 haftalık bir sürede işlenir. Bu süre zarfında öğretmen, sesi tanıtma, hissettirme, yazma, okuma ve birleştirme çalışmalarını sınıfta düzenli olarak yapar. Toplamda 5 grup sesin öğretimi, birinci sınıfın ilk döneminin büyük bölümünü kaplar ve bu süreç boyunca öğrenciler düzenli tekrar ve destekle ilerler.

Okuma Yazma Öğrenme Aşamaları

Okuma yazma öğrenimi, birbirini takip eden ve her biri bir öncekine dayanan aşamalardan oluşur. Bu aşamaların her birinde çocuğun farklı bir beceriyi geliştirmesi gerekir. Ailenin bu aşamaları bilmesi, çocuğun hangi noktada olduğunu anlamasına ve doğru desteği vermesine yardımcı olur.

1. Ses Farkındalığı Aşaması

Bu aşamada çocuk, dilin seslerden oluştuğunu fark etmeye başlar. Bir kelimenin başındaki, sonundaki ve ortasındaki sesleri ayırt edebilme becerisi gelişir. Örneğin "kedi" kelimesinin "k" sesiyle başladığını fark etmek, bu aşamanın kazanımıdır. Ses farkındalığı, okuma yazma öğreniminin en kritik ön becerisidir; çünkü harflerle sesler arasındaki bağlantıyı kurabilmek, okumanın temelini oluşturur.

Evde bu aşamayı desteklemek için ses oyunları oynanabilir. "Şimdi 'a' sesiyle başlayan bir meyve söyle" ya da "bugünkü yemeğin adı hangi sesle başlıyor?" gibi basit oyunlar, çocuğun ses farkındalığını günlük hayatın içinde geliştirmesine yardımcı olur. Bu oyunların baskısız, eğlenceli bir biçimde yapılması önemlidir; amaç öğretmek değil, fark ettirmektir.

2. Harf-Ses Eşleştirme Aşaması

Bu aşamada çocuk, her sesin bir sembolü (harf) olduğunu öğrenir. Sesle harf arasındaki bağlantıyı kurmak, soyut bir beceridir ve bazı çocuklar için diğerlerinden daha zor olabilir. Öğretmen sınıfta her sesi tanıtırken görsel, işitsel ve dokunsal materyaller kullanır: sesle ilgili bir resim gösterir, sesi şarkıyla söyler, harfi kumda ya da havada yazdırır.

Evde bu aşamada yapılabilecek en değerli destek, harflerin yazılışını ve sesini günlük hayatın içinde tekrar etmektir. Market alışverişinde "Bak bu 's' sesi, süt yazıyor" demek, bir dergi kapağında tanıdık bir harfi göstermek, çocuğun harfleri gerçek hayatla ilişkilendirmesini sağlar. Bu küçük anlar, sınıfta öğrenilen bilginin kalıcılaşmasına büyük katkı sağlar.

3. Heceleme ve Birleştirme Aşaması

Bu aşama, okuma yazma öğreniminin en zorlu kısmıdır. Çocuk, öğrendiği sesleri birleştirerek heceler oluşturmayı öğrenir. "a+l" = "al", "e+l" = "el" gibi basit birleştirmelerle başlayan süreç, zamanla daha karmaşık hece ve kelimelere uzanır. Bu aşama, çoğu çocuk için en fazla tekrar ve sabır gerektiren bölümdür.

Heceleme aşamasında çocuklar sıkça "tıkandıkları" bir dönem yaşar. Bir önceki sesi unutur, sesleri birleştirmekte zorlanır ya da heceleri tersten okur. Bu tamamen normaldir ve sürecin doğal bir parçasıdır. Bu dönemde yapılacak en büyük hata, çocuğa "acele etmesini" söylemek ya da onu başkalarıyla kıyaslamaktır. Her çocuğun birleştirme becerisi farklı bir hızda gelişir ve bu hıza saygı duymak gerekir.

Önemli

Heceleme aşamasında bir kelimeyi okumak için harcanan çaba, okuma hızından çok daha değerlidir. Çocuk sesleri birleştirmek için zihinsel bir çaba gösteriyorsa, doğru yoldadır. Hız, zamanla ve pratikle kendiliğinden gelecektir. Bu aşamada sabırlı olmak, çocuğa yeterli süreyi tanımak en önemli destektir.

4. Kelime Okuma Aşaması

Heceleme becerisi oturduktan sonra çocuk, heceleri birleştirerek kelimeleri okumaya başlar. Bu aşamada okuma henüz yavaş ve heceleyerek ilerler. "E-l -> el, m-a -> ma, elma" şeklinde adım adım ilerleyen bu süreç, zamanla daha akıcı hâle gelir. Kelime okuma aşamasında çocuğun kelime dağarcığı genişledikçe, tanıdık kelimeleri hecelemeden doğrudan tanımaya başladığı görülür.

Bu aşamada evde yapılabilecek en etkili çalışma, kısa ve basit metinlerle düzenli okuma pratiği yapmaktır. 1. sınıf okuma kitapları, kısa cümleler ve tekrarlayan kelime yapılarıyla bu aşama için idealdir. Çocuğun her gün 10-15 dakika boyunca yüksek sesle okuma yapması, okuma akıcılığını geliştirmenin en etkili yoludur. Okuma sırasında yapılan küçük hataları hemen düzeltmek yerine, çocuğun kendi kendine düzeltmesine fırsat vermek, özgüvenini korumasına yardımcı olur.

5. Cümle ve Metin Okuma Aşaması

Son aşamada çocuk, kelimeleri cümleler içinde, cümleleri de bir metin bütünlüğü içinde okumaya başlar. Bu aşamada okuma hâlâ yavaş olabilir, ama artık anlamlı bir akış vardır. Çocuk okuduğunu anlamaya, okuma sırasında sorulara cevap vermeye ve metinle ilgili basit çıkarımlar yapmaya başlar. Bu, okuma yazma öğreniminin nihai hedefidir: sadece harfleri çözmek değil, anlamlı metinleri okuyup anlayabilmek.

Bu aşamada aile desteği, okunan metin hakkında sohbet etmekle devam eder. "Bu hikâyede en çok neyi sevdin?", "Sence bundan sonra ne olacak?", "Karakter neden böyle yapmış?" gibi sorular, çocuğun okuduğunu anlama becerisini geliştirir. Bu sorular bir sınav gibi değil, meraklı bir sohbet gibi sorulmalıdır; amaç çocuğu test etmek değil, onunla birlikte düşünmektir.

Ailelerin Evde Yapabileceği Destek Çalışmaları

Okuma yazma öğreniminde aile desteği, öğretmenin yaptığı çalışmaları tamamlayıcı nitelikte olmalı, asla onun yerini almaya çalışmamalıdır. Ailenin rolü, sınıfta öğrenilenleri evde pekiştirmek, çocuğa güven vermek ve öğrenmeyi günlük yaşamın doğal bir parçası kılmaktır. İşte evde uygulanabilecek bazı etkili yöntemler:

  • Her gün kısa okuma yapın: Günde 10-15 dakika, çocuğun seviyesine uygun bir metni yüksek sesle okuması, okuma akıcılığını geliştirmenin en etkili yoludur. Süre kısa tutulmalı, okuma bir angarya değil keyifli bir rutin olmalıdır.
  • Sesli okuma modeli olun: Siz de çocuğunuza kitap okuyun. Doğru tonlama, vurgu ve duraklamaları duyması, onun da okumasını olumlu etkiler. Sesinizi kullanarak hikâyeyi canlandırmanız, okumayı daha çekici kılar.
  • Hece tabloları kullanın: Öğrenilen seslerle oluşturulmuş hece tabloları, birleştirme becerisini pekiştirmek için etkili bir araçtır. Tabloyu oyunlaştırarak, her gün birkaç hece okuyarak ilerlemek faydalıdır.
  • Yazma çalışmaları yapın: Okuma kadar yazma da önemlidir. Çocuğun öğrendiği harflerle kısa kelimeler, sonra cümleler yazmasını teşvik edin. Deftere yazmak, kumda ya da un tabağında parmakla yazmak gibi farklı yöntemler deneyebilirsiniz.
  • Okuma oyunları oynayın: Evin çeşitli yerlerine kısa notlar, etiketler, kelime kartları yerleştirin. "Bu akşam çorba var" yazan bir notu buzdolabına asmak, çocuğun okumayı günlük hayatın içinde deneyimlemesini sağlar.

Okuma yazma öğrenmek, bir maratondur; sprint değil. Hızlı başlayan değil, istikrarlı devam eden kazanır. Ve bu maratonda ailenin vereceği en büyük destek, her adımda çocuğun yanında olduğunu hissettirmektir.

Okuma yazma eğitimi ilkesi

Okuma Güçlüğü Belirtileri ve Erken Müdahale

Her çocuk okuma yazmayı farklı bir hızda öğrenir. Bu farklılık normaldir ve endişe kaynağı olmamalıdır. Ancak bazı belirtiler, bir okuma güçlüğünün işareti olabilir ve bu belirtileri erken fark etmek, doğru desteğin zamanında sağlanması için kritiktir. Erken müdahale, okuma güçlüğü yaşayan çocukların akranlarını yakalamasını büyük ölçüde kolaylaştırır.

Okuma güçlüğünün en yaygın belirtileri arasında şunlar yer alır: harfleri karıştırma (b-d, p-g gibi), sesleri birleştirmede aşırı zorluk, okunan kelimeyi hemen unutma, aynı satırı tekrar tekrar okuma, okuma sırasında parmakla takip etme ihtiyacının sürmesi, okunan metni anlamada güçlük, okumaktan kaçınma ve okuma sırasında belirgin yorgunluk. Bu belirtilerden birkaçı bir arada görülüyorsa ve bir süredir devam ediyorsa, bir uzman desteği almak değerlendirilmelidir.

Unutmayın

Okuma güçlüğü, zekâ geriliği ya da tembellik belirtisi değildir. Disleksi gibi okuma güçlükleri, zekâ düzeyinden bağımsızdır ve doğru yöntemlerle büyük ölçüde aşılabilir. Erken fark edildiğinde, uygun destekle bu çocuklar da akranları gibi başarılı bir okuyucu olabilir.

Okuma güçlüğü şüphesi durumunda izlenecek yol: Öncelikle sınıf öğretmeniyle görüşün ve onun gözlemlerini alın. Öğretmen de benzer endişeler taşıyorsa, okul rehberlik servisine yönlendirme talep edin. Rehberlik servisi, gerekli gördüğünde bir çocuk psikiyatristi ya da eğitim psikoloğuna yönlendirme yapabilir. Bu süreçte çocuğa karşı sabırlı ve destekleyici olmak, onun özgüvenini korumak en az müdahale kadar önemlidir.

Hece Tabloları ve Okuma Metinleriyle Çalışma

Hece tabloları, okuma yazma öğreniminde birleştirme becerisini geliştirmek için kullanılan etkili araçlardan biridir. Bir hece tablosu, öğrenilen seslerin birbiriyle birleşmesiyle oluşan tüm heceleri gösteren bir çizelgedir. Örneğin "a" sesiyle oluşturulabilecek tüm heceler (ab, ac, ad, af...) tek bir sayfada görülebilir. Bu, çocuğun birleştirme mantığını anlamasını kolaylaştırır ve tekrar yoluyla kalıcılığı artırır.

Hece tablolarıyla çalışırken şu noktalara dikkat etmek faydalıdır: Tablo üzerinde çalışma süresi kısa tutulmalı (5-10 dakika), her oturumda sadece bir ya da iki satır hece okunmalı, hatalar anında düzeltilmek yerine çocuğun kendi kendini düzeltmesine fırsat verilmeli ve çalışma bir oyun gibi eğlenceli hâle getirilmelidir. Her gün düzenli olarak yapılan kısa hece tablosu çalışmaları, birkaç hafta içinde birleştirme becerisinde belirgin bir ilerleme sağlar.

Okuma metinleri ise, öğrenilen seslerle oluşturulmuş, kısa ve anlamlı cümlelerden oluşan metinlerdir. 1. sınıf düzeyindeki okuma metinleri, genellikle üç-beş cümlelik kısa metinlerle başlar ve zamanla uzar. Bu metinler, çocuğun okuduğunu anlama becerisini geliştirmek için idealdir. Metni okuduktan sonra bir-iki basit soru sormak ("Kedi ne yapmış?", "Çocuk nereye gitmiş?") anlamayı pekiştirir.

Dijital Araçlar ve Okuma Yazma Öğrenimi

Teknoloji, doğru kullanıldığında okuma yazma öğrenimini destekleyici bir araç olarak kullanılabilir. Sesli harf oyunları, etkileşimli okuma uygulamaları ve dijital hikâye platformları, özellikle geleneksel yöntemlerle arası iyi olmayan çocuklar için alternatif bir öğrenme kanalı sunabilir. Ancak bu araçlar, asla bir öğretmenin ya da aile desteğinin yerini tutmaz; onları tamamlayıcı olarak konumlandırmak gerekir.

Dijital araçları seçerken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır: Uygulamanın reklamsız ve güvenli olması, çocuğun gelişim düzeyine uygun içerik sunması, sesli geri bildirim vermesi ve veli kontrolüne izin vermesi. Ayrıca, dijital araçlarla geçirilen sürenin sınırlı tutulması ve ekran karşısında geçen zamanın kalitesinin denetlenmesi önemlidir. Okuma yazma öğreniminde ekran süresi, günde 20-30 dakikayı aşmamalıdır.

Askarf, okuma yazma öğrenimini desteklemek için tasarlanmış bir platformdur. Arf, çocuğun okuduğu metinler hakkında sorular sorar, okuduğunu anlama becerisini geliştirir ve cevabı doğrudan vermek yerine çocuğu düşünmeye yönlendirir. Sesli etkileşim, okumanın yanında dinleme ve konuşma becerilerini de destekler. Veli yönetiminde çalışan platform, hesabın on sekiz yaş üstü bir veliye ait olduğu güvenli bir öğrenme ortamı sunar.

Okuma Yazma Sürecinde Sık Karşılaşılan Zorluklar

Okuma yazma öğreniminde bazı zorluklar neredeyse her çocukta görülür. Bu zorlukların normal olduğunu bilmek, velilerin kaygısını azaltır ve sabırlı kalmalarına yardımcı olur. İşte en sık karşılaşılan zorluklar:

  • Harfleri karıştırma: b-d, p-g, m-n gibi birbirine benzeyen harfleri karıştırmak oldukça yaygındır. Bu, görsel algının gelişimiyle ilgilidir ve zamanla, düzenli pratikle çoğunlukla kendiliğinden düzelir.
  • Sesleri birleştirememe: İki sesi birleştirip bir hece oluşturmak, soyut bir işlemdir ve bazı çocuklar için haftalar süren bir alıştırma gerektirebilir. Bu aşamada sabırlı olmak ve bol tekrar yapmak en önemli destektir.
  • Tersten okuma: "el" yerine "le" okumak gibi tersten okumalar, beynin ses sıralamasını henüz tam olarak oturtamamasından kaynaklanır. Zamanla ve pratikle düzelir.
  • Okurken parmakla takip etme: Bu, erken dönemde doğal bir destek mekanizmasıdır. Zamanla azalır ve kaybolur. Engellemek yerine, gerekiyorsa bir cetvelle satır takibi önerilebilir.
  • Okunanı anlamama: Çocuk harfleri çözer ama okuduğu cümleden anlam çıkaramaz. Bu durumda metni birlikte okumak ve okuma sonrası basit sorular sormak anlamayı geliştirir.

Sonuç: Sabır, Güven ve Süreklilik

Okuma yazma öğrenmek, bir çocuğun hayatındaki en karmaşık ve en dönüştürücü becerilerden biridir. Bu süreç, yalnızca akademik bir başarı değil, aynı zamanda çocuğun kendine olan güvenini, bağımsızlığını ve dünyayı anlama biçimini şekillendiren bir yolculuktur. Bu yolculukta en büyük ihtiyaç, sabırlı bir rehberlik ve koşulsuz bir destektir.

Her çocuğun okuma yazma öğrenme hızı farklıdır. Kimi çocuk harflerle birkaç hafta içinde dost olurken, kimi için bu süreç aylar alabilir. Bu farklılık, bir başarısızlık değil, doğal bir çeşitliliktir. Önemli olan, çocuğu kendi hızında ilerlemeye teşvik etmek, her küçük ilerlemeyi fark edip takdir etmek ve ona "yapamıyorum" yerine "henüz tam olmadı ama deniyorum" duygusunu yaşatmaktır.

Unutmayın: Bir çocuğun okuma yazma öğrenirken yaşadığı en büyük engel, yetersizlik duygusu değil, yeterince desteklenmediğini hissetmektir. Sizin sabrınız, güveniniz ve küçük adımları fark eden gözleriniz, onun bu uzun yolculuktaki en değerli yol arkadaşıdır. Okuma yazma öğrenen bir çocuk, aslında sadece harfleri çözmeyi öğrenmez; aynı zamanda azmin, sabrın ve desteğin gücünü de öğrenir. Ve bu ders, hayatı boyunca ona eşlik edecek en kalıcı kazanımdır.

Frequently asked questions

Okuma yazma öğrenimi ne kadar sürer?

Her çocuk için farklıdır. Genel olarak 1. sınıfın ilk dönemi seslerin öğrenimi ve heceleme çalışmalarıyla geçer. İkinci dönemde okuma akıcılığı gelişmeye başlar. Bazı çocuklar ilk dönemin sonunda akıcı okumaya başlarken, bazıları için bu süreç 1. sınıfın sonuna hatta 2. sınıfa kadar uzayabilir. Bu tamamen normaldir.

Çocuğum harfleri sürekli karıştırıyor, normal mi?

Evet, özellikle b-d, p-g, m-n gibi birbirine benzeyen harfleri karıştırmak ilk okuma yazma döneminde oldukça yaygındır. Bu, görsel algının gelişim süreciyle ilgilidir. Düzenli pratik ve sabırla bu karıştırma çoğunlukla kendiliğinden düzelir. Eğer 2. sınıfın ortalarına kadar devam ederse, bir uzmana danışmak faydalı olabilir.

Evde okuma çalışması için en uygun süre nedir?

1. sınıf düzeyinde günlük 10-15 dakika okuma çalışması idealdir. Süreden çok düzenlilik önemlidir. Her gün kısa süreli yapılan okuma çalışmaları, haftada bir uzun süreli çalışmadan çok daha etkilidir. Çalışma süresini çocuğun dikkat süresine ve o günkü isteğine göre ayarlamak da faydalıdır.

Çocuğumu okuma yazma öğrenmesi için zorlamalı mıyım?

Hayır. Zorlama, okuma yazmaya karşı olumsuz bir tutum gelişmesine neden olabilir. Bunun yerine, çalışmaları oyunlaştırmak, kısa ve keyifli tutmak, her küçük ilerlemeyi takdir etmek çok daha etkilidir. Amaç, çocuğun okuma yazmayı bir angarya değil, bir keşif olarak deneyimlemesidir.

Okuma güçlüğü için ne zaman uzmana başvurmalıyım?

2. sınıfın ilk dönemi sonunda hâlâ belirgin okuma güçlüğü (harfleri karıştırma, birleştirememe, okunanı anlamama) devam ediyorsa bir uzmana danışmak faydalıdır. Ancak erken müdahale her zaman daha etkili olduğu için, 1. sınıfta ciddi endişeleriniz varsa öğretmenle görüşerek okul rehberlik servisine başvurabilirsiniz.

Askarf okuma yazma öğrenimini nasıl destekler?

Askarf'ın öğretmen karakteri Arf, çocuğun okuduğu metinler hakkında Sokratik sorular sorarak okuduğunu anlama becerisini geliştirir. Sesli etkileşim, çocuğun okuma pratiği yapmasına ve kendi cümlelerini kurmasına olanak tanır. Platform, veli yönetiminde çalışır ve çocuğun ilerlemesi veli panelinden takip edilebilir.

Ready to meet Arf?

A voice AI tutor that never gives the answer it teaches your student to think. Your first lesson tonight is free.

Start free
Main guideHow to Solve Turkish Paragraph Questions

Guides to reading comprehension, grammar, literature and social studies.

Turkish & Verbal Subjects more posts

İlkokulda Okuma Yazma Öğrenme Süreci ve Aile Desteği Askarf